Polonezköy Kahvaltı, Polonezköy Otelleri, Mangal...

Polonezkoy.net ile fırsat satın almak artık çok daha kolay üye olmadan fırsatlarımızı satın alabilirsiniz. Satın alma işlemi sırasında kredi kartı bilgileriniz tarafımızca kayıt edilmemektedir ve işlemleriniz Türkiye İş Bankası Sanal Pos Sistemi üzerinden gerçekleştirilmektedir.  Sayfamızı takip ederek ve üye olarak Yeniliklerden ve aktivitelerden haberdar olabilirsiniz. Polonezköy, Polonezköy Otel, Polonezköy Otelleri, Polonezköy Butik Otel, Polonezköy Butik Otelleri, Polonezköy Kahvaltı, Polonezköy Kır düğünü, Polonezköy Et Mangal, Polonezköy Havuz ve daha fazlası... Bizi tercih ettiğiniz için şimdiden teşekkür ederiz. Polonezkoy.net    destek@polonezkoy.net

Polonezköy FırsatlarıDaha fazlasını görüntüle...

1500 TL

599 TL

Düğün Fotoğrafınız

70 TL

49 TL

2 kişilik Serpme Köy Kahvaltısı

340 TL

149 TL

Jakuzili Oda + Serpme Köy Kahvaltısı

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN



SPONSORLARIMIZ

Acarkent Vols Kuaför
Klon Jawor Polonezköy
oliwien
Babadağ Muhasebe

BLOGLAR

600’ÜNCÜ YILI SEMPOZYUMU

  

Polonezköy - Adampol 1842

Beykoz Belediyesi, Polonya kökenli vatandaşların yoğun yaşadığı Polonezköy’de düzenlenecek olan Türkiye-Polonya İlişkilerinin 600’üncü Yıldönümü Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak.

İstanbul’daki Polonya köyü olan Polonezköy’ün yer aldığı Beykoz, iki gün sürecek Türkiye-Polonya İlişkilerinin 600’üncü Yıldönümü Sempozyumu’na ev sahipliği yapacak.

 

     

Beykoz Belediyesi tarafından 27-28 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek sempozyuma yurt içi ve yurt dışından çok sayıda akademisyen ve tarihçi konuşmacı olarak katılacak. “BaşbakanlıkOsmanlı Arşiv Belgelerinde Osmanlı-Lehistan İlişkileri” konulu serginin yer alacağı sempozyumda, Polonezköy’ün tarihi, dini, kültürel mekanlarına gezi düzenlenecek, dostluğun sembolü olan Polonezköy halkının Türk ve Polonya’daki akrabaları ile olan ilişkileri de masaya yatırılacak.
İki ülkenin dışişleri bakanları tarafından imzalanan niyet beyanı ile başlayan 600’üncü yıldönümü etkinlikleri, Polonya Cumhurbaşkanı Bronislaw Komorowski’nin Türkiye’ye gerçekleştirdiği resmi ziyaretle start almış, çeşitli sergilerle devam etmişti.
Türkiye’deki tek Polonya köyü olan ve Polonya kökenli vatandaşların yoğun olarak yaşadığı Polonezköy’ün yer aldığı Beykoz’da gerçekleştirilecek ve iki gün sürecek sempozyumda; Türkiye-Polonya arasındaki derin tarihsel ilişkiler yansıtılacak, iki ülkenin kültürünü tanıtacak kapsamlı ve çok yönlü çalışmalar, sunumlar ve sergiler yer alacak.
Sempozyumla ilgili bilgi veren Beykoz Belediye Başkanı Yücel Çelikbilek, Polonezköy’ün iki ülke arasındaki dostluk ve ilişkileri sonucu doğduğunu, kardeşlik ve barışın sembolü olduğunu belirterek, “İki gün sürecek sempozyum, sergi ve kültürel geziyle iki ülke arasındaki dostluk ve ilişkiler güçlenecektir” dedi.

 

Prens Adam Karol Czartoryski

Polonya’yı da Polonezköy’ü de bizim aile kurdu

19 Temmuz 2015 Pazar, 12:42:25 Güncelleme: 12:55:05

Karşımda, Prens Adam Karol Czartoryski var. Kendisi İspanya Kraliyet Ailesi mensubu. 75 yaşında. Polonya’yı da “bizim” Polonezköy’ü de ataları kurdu. Kendisi de bana hikâyelerini anlattı

Dilek Birgen yazıları, Prens Adam Karol Czartoryski

Dilek BİRGEN/ GAZETE HABERTÜRK-PAZAR

Prens Adam Karol Czartoryski, köklü bir aileye sahip. Polonya tarihinin en köklü ailesi... Czartoryski Ailesi; Fransa, Avusturya ve İspanya kraliyet aileleriyle evlilikler yoluyla daha da yayılmış. 75 yaşındaki prens, İspanya Kralı Juan Carlos’un birinci derece kuzeni. Ama röportajıma konu olan hikâye, onun doğumundan çok önce, prense ismini veren büyük büyükbabasıyla başlıyor. Büyükbaba Adam Czartoryski, Adampol’ü yani bizim bildiğimiz adıyla Polonezköy’ü satın alıp oraya yerleşenlere armağan ediyor... Prens Adam Karol Czartoryski ile yüzyıllar öncesinden bugüne, Czartoryski Ailesi’ni ve hikâyelerini konuştuk. 

Büyük büyükbabanız tarafından satın alınan Polonezköy’ün hikâyesini merak ediyorum.

Polonezköy’un asıl ismi Adampol’dür. Büyük büyükbabam Adam Czartoryski tarafından 1842 yılında kuruldu. Adampol ismi de adından esinlenerek konulmuş. Anlamı “Adam’ın Köyü”. O zamanlar Polonya siyasi göçünün merkezi Paris’ti. Büyükbabamın amacıysa ikinci bir siyasi merkezi Türkiye’de kurmaktı. Bu amaçla Michal Czajkowski’yi temsilcisi olarak Türkiye’ye göndermiş. Hatta Michal Czajkowski o dönem Müslüman olmuş. Sonra Mehmed Sadık Paşa olarak Osmanlı’da görev almış. O, büyük büyükbabamla birlikte Türkiye’de yaşayan Lazaryen rahiplerden köyün kurulacağı ormanlık araziyi satın almış. 

Sonra nasıl bir yerleşim alanına dönüşmüş?

Ruslar, Polonyalılara savaş açmış. Ruslara karşı savaşmak gerekiyormuş. Adampol’e savaştan kaçanlar yerleşmiş. İlk başta köyde sadece 12 kişi oturuyormuş. Sonraki yıllarda 220 kişiyi bulmuş. Polonya ayaklanması, Kırım Savaşı, Sibirya sürgünü ve Çerkez esaretinden kaçan Polonyalılarla sayı iyice artmış. Tüm bu kayıtlar Czartoryski Kütüphanesi’nde mevcut. Cumhuriyet’in ilanından sonra köydeki Polonyalılar Türk vatandaşı ve Müslüman olmuş.

Peki mülkiyet hakkı orada yaşayanlara nasıl geçmiş?

Şu an herkes kendi toprağının sahibi sanırım. Evet, şu an oturanlar mülk sahibi. İlk arazi büyük büyükbabama aitti. Daha sonra da mirasçılarına geçti. Büyükbabam özellikle bu yerlerin oturanlara hediye edilmesini vasiyet etmiş. Hatta vefatından 1 ay önce bir mektup bırakmış. Babam dahil diğer varisler vasiyeti yerine getirmiş. Yani gerçekten de orada oturanlara hediye edilmiş. Bu şekilde herkes kendi toprağının sahibi olmuş. Herhalde satanlar var ki biraz daha kozmopolit bir hale geldi. 

Bence yine de Leh etkisi hissediliyor.

Evet hâlâ o karakteristik etki var.

Çok Türk arkadaşınız var mı?

Çok değil ama olanlar en aşağı 40 senedir bizimle. 

Siz en son ne zaman Polonezköy’ü ziyaret ettiniz?

Geçen sene. Türk arkadaşlarımla birlikte gittik. 

İlk ziyaretiniz ne zamandı?

1999’da ilk kez ziyaret ettim. Semiramis Pekkan’ın eşinin doğum günü partisiydi, ona gitmiştik. O sırada eşimle İstanbul’daydık. Eşim Josette “Araba kiralayalım, birlikte Polonezköy’e gidelim” dedi. Çok heyecanlandım bu fikir karşısında ve gittik.

‘POLONEZKÖY’DE İMZAMIZI ALDILAR’ 

Nasıl karşılandınız?

Gelir gelmez bir otele girdik ve duvarda büyük büyükbabamın fotoğrafını gördüm. Orada verilen bir kitapçıkta da tarihçesi yazılıydı. Ailemden bahsediyordu. Eşim “Söylesene bu kişilerin senin aile büyüklerin olduğunu” dedi. Söyleyemedim, çekindim. Sonunda eşim dayanamadı, “Eşim bu ailenin mensubu, bu da büyük büyükbabası” deyiverdi. Onlar da çok şaşırdı. Çok mutlu oldular ve özenerek tuttukları onur defterine imza atmamızı istediler. Hemen hemen her yerde bu şekilde karşılandık. 

Duygulanıyor musunuz oraya gittiğinizde?

Duygulanmaz olur muyum hiç! Hem de çok duygulanıyorum. Özellikle de büyük büyükbabam olmak üzere diğer aile fertlerinin fotoğraflarını gördüğüm zaman... Restoranlarda, otellerde neredeyse her yerde ailemin ve köyün tarihçesini anlatan kitapçıklar var. Yazılanlara baktıkça insan gururlanıyor. Ayrıca şu hikâye çok güzel, sizinle paylaşmak isterim. Az önce bahsettiğim gibi Türkiye’ye göç eden Polonyalılar savaşmak istememiş. Savaşmak istemeyen halkımıza aile büyüklerim sahip çıkmış. Onları tarımcılığa, hayvancılığa yönlendirmişler. Her aileye ekmesi için belli rutinde tohumlar dağıtılmış. Polonya halkının en çok sevdiği şey patates. Bu nedenle özellikle patates tohumu vermişler yetiştirsinler diye. O günlerden bugünlere... Büyük büyükbabam sadece ailesini düşünüp, halkını önemsemeyebilirdi. Ancak halkına bağlı, iyi bir liderdi. 

Sizce neden Polonezköy belli bir kesimin ilgisini çeken bir yere dönüştü?

Büyükbabamdan ve ailemin kökenlerinden dolayı köyü çok mühim insanlar ziyaret etti. Örneğin; Macar piyanist Franz Liszt, Fransız yazar Gustave Flaubert, Çek yazar Karel Droz, Mustafa Kemal Atatürk... Atatürk, Polonezköy’ü çok severdi. Ayrıca Papa Nuncio ve Piskopos Angelo Roncalli de ziyarete gelen önemli isimlerden. Hatta ziyaret sırasında birkaç Adampollü çocuğa konfirmasyon sakramentini vermiş. Polonyalı devlet başkanlarının hemen hemen hepsi Polonezköy’ü ziyaret etmiştir; Lech Walesa, Aleksander Kwasniewsk... 

Türkiye’de Czartoryski Müzesi işbirliğiyle 2 sergi açılmıştı. Epey ilgi gördü.

Biri Türk ve İslam Eserleri Müzesi’nde, diğeri ise geçen sene Sabancı Müzesi’nde gerçekleşti. Sabancı Müzesi’ndeki “Uzak Komşu Yakın Anılar” adlı sergi 6 ay kadar sürdü. Polonya-Türk kültürünü ve tarihini anlatan bir seçkiden oluşan sergiydi. Polonya-Türkiye diplomatik ilişkilerinin kuvvetlendirilmesi hedeflendi. 304 eserlik koleksiyon, Polonya’daki Prenses Czartoryski Vakfı, kilise, manastır ve aynı zamanda da Czartoryski Kütüphanesi ve özel koleksiyon parçalarından oluştu. Sergide Osmanlı’nın son dönemlerinde ve Türkiye Cumhuriyeti’nde birçok alanda adı geçen Polonyalılara yer ayrıldı. Bu isimler arasında İstanbul’da yaşayan ve ölen Adam Mickiewicz, Jozef Bem, daha sonra Osmanlı ordusunda hizmet veren ve Sadık Paşa olarak anılan Michal Czarkovsyki öne çıktı.

'İSPANYA KRALI CARLOS İLE ANNELERİMİZ KARDEŞ'

Daha da eskilere gidelim...

Ailemizin ve Polonezköy’ün kurucusu Kral Jagellon’un oğlu Czar, 1300’de Litvanya’dan gelmiş ve ilk Polonya’yı kurmuş. Ardından Czartoryski soyadını aldıktan sonra Krakov bölgesine yerleşmiş. 17. yüzyılda aile, yaptığı evliliklerle kuvvetlenmiş. Büyük büyükbabam Isabella Flemming ile evlenmiş. Isabella çok güçlü karakterli bir kadındı. Çok zengin bir ailenin tek çocuğuymuş. Polonya’da şu an mevcut olan Czartoryski Müzesi’ni kurmuş. Oğlu Adam’a “Seyahat edip büyük eserler toplayalım, müze kuralım. Tarihimize sahip çıkalım” demiş. Isabella seyahat etmeyi çok severmiş. Hatta kadın olarak her yere gidemeyeceği için bazen de erkek kılığında dolaşırmış! Günümüzde hâlâ ayakta olan Czartoryski Müzesi’nde çok önemli eserler var. Leonardo Da Vinci’nin eseri “Lady with an Urban”, Rembrandt’ın bir manzara tablosu gibi. Özellikle bu, dünyanın sayılı eserlerindendir. Çünkü Rembrant’ın az manzara tablosu vardır. Raffaello’nun bir otoportresi de vardı ama Almanlar Polonya işgali sırasında Raffaello’nun tablosunu çaldı. 2 yıl önce en son bir haber aldık nerede olduğu konusunda. Hemen avukatlarla harekete geçtik, ancak bulunamadı. Hâlâ arıyoruz. Çalanlar ortaya çıkaramıyor çünkü tüm tarih kitaplarında tablonun Czartoryski Ailesi’ne ait olduğu yazılı.

Ailenizden bahsediyordunuz...

Aile Isabelle’den sonra çok kuvvetlenmiş. Fransız ve İspanya kraliyet ailelerinin kızlarıyla evlilikler olmuş. Annem de İspanya Kralı’nın oğluyla evlendi. İspanya Kralı Juan Carlos’un annesi ile benim annem kardeş.

Anneniz ve babanızla ilgili dramatik bir hikâye daha var sanırım?

Evet! Annem ve babam Almanların Polonya’yı işgalinde esir kampına alınmış. Annem bana hamileymiş. İspanya Kraliyet Ailesi mensubu olduğunu söylemiş ama etkili olmamış. Franco, kurtulmaları için Hitler’le görüşmüş ve annem ile babam kurtulmuş. Ardından da ben dünyaya geldim. 

Kızınız Tamara İspanya’da çok ünlü...

Evet öyle... Kızım Londra’da yaşıyor. Atlara çok meraklı. Türkiye’ye gelmeden önce Londra’da beraberdik. O da seyahat etmeyi çok sever. Peki Kral Juan Carlos’la sık sık görüşebiliyor musunuz? Kral olduğu için çok sık görüşemiyoruz ancak kız kardeşleriyle sürekli görüşüyoruz. En son doğum gününde beraberdik.

 

Kaynak: HaberTürk

Suadiye Seçkin Sanat Merkezi

Merhaba Sevgili Sanat Severler;

Kasım 2011 de “Seçkin Sanat Merkezi” adı altında, içinde yaşadığımız toplumun sosyal gereksinimlerine yönelik olmak üzere faaliyete başladık. Çalışmalarımızda öncelikli olarak müzik ve tiyatro alanlarına ilgi duyan her yaştaki insanımızın profesyonel ya da amatör hobilerini desteklemek üzere profesyonel eğitmenlerden oluşan bir kadroyla sizlere hizmet vermeyi amaçlıyoruz.

Toplumları yücelten, insanları gelişmişlik yolunda ileri noktalara taşıyan, sanatın çeşitli kollarına verilen değerlerdir. İnsanların çeşitli sanat dallarıyla ilgilendikçe toplumun insanlık çıtasının da yükseleceğine ve toplumsal düzeyin ileri toplumların düzeyine erişeceğine inanıyoruz.

Sanata ilgi duyan insanların içinde yeşermekte olan sanat filizlerinin, uzman eğitmenlerimiz eliyle meyvelerini vermesine destek olmak, yeteneklerinin kişilerin yaşamlarını güzelleştirmelerine yardımcı olabilmek en büyük dileğimiz.

İçinizdeki heves ve yeteneklerinizin sizleri taşıyacağı entelektüel ve ruhsal düzeye ulaştırabilmesi doğrultusunda eğitmen kadrolarımızla sizlere yardımcı olabilmek için kapılarımızı açtık sizleri bekliyoruz.

SEÇKİN SANAT MERKEZİ

Polonezköy Oliwien Jewelry

Çok yakında hizmetinizde.

www.oliwienjewelry.com

 

Polonezköy KlonJawor Yeme İçme

Polonezköy'de bulunan KlonJawor tesisinde Pazar günleri açıkbüfekahvaltı hafta içleri ve özel organizasyonlarınızda serpme köy kahvaltısı yapabilir, Kahvaltı servisi bittikten sonrada etmangal yapabilirsiniz. İster fındık ağaçlarının altında isterseniz çardak altlarında oturabilirsiniz. Her çardakta Elektrik prizi bulunmaktadır.

Fiyat Bilgisi Organizasyon Talebi almak için;

0532 594 92 06 NO'lu telefondan irtibata geçebilirsiniz.

www.klonjawor.com

 

CZAJKOWSKI ya da SADIK PAŞA

Polonya ve Türkiye'nin ya da Lehistan ile Osmanlı İmparatorluğu'nun tarihindeki dönüm noktalarından biri, 1683 tarihindeki Viyana Kuşatması'dır. Kara Mustafa Paşa'nın Viyana önündeki yenilgisi Osmanlıların Avrupa'^daki ilerlemesini durdururken, galip gelen ordunun başında Polonya Kralı Jan III.Sobieski vardı. 

1795'te ise Polonya ve Litvanya Cumhuriyetlerinin toprakları Rusya, Avusturya ve Prusya tarafından işgal edilerek paylaşıldı. Polonya için tam 123 yıllık bir "yokluk" süreci başladı. Haritalarda artık adı yoktu. Osmanlı imparatorluğu bu süreç içinde Polonya'nın bir gün özgür kalacağına o kadar inanıyordu ki, Lehistan elçisinin sandalyesi, "Bir gün gelecek" düşüncesiyle Divan oturumlarında hep hazır bulunduruldu. Polonya yeniden doğuş umudunu 19. yüzyılda Osmanlıların Ruslara karşı kazanacağı zaferlere ve Osmanlı ordusunun paylaşılan Polonya'yı kurtarmasına bağlamıştı.

Ülkeleri işgal altında olan çok sayıdaki Polonyalı için Osmanlı imparatorluğu ikinci bir vatan oldu. Göçle İstanbul'a ve Anadoluya gelen Polonyalılar bir sığınmacı olmaktan çok değişik işlerde görev alarak Osmanlılara önemli hizmetler verdi.

Jozef Bem (Murat Paşa), Konstanty Borzecki (Mustafa Celaleddin Paşa) Wladyslaw Zamoyski (Yavaş Paşa), Wladyslaw Koscielski (Sefer Paşa), Antoni Ilinski (İskender Paşa) Seweryn Bielinski (Nihad Paşa), Alfred Bielinski (Rüstem Paşa) Osmanlı ordusunda generalliğe kadar yükselmiş, yalnızca seferde değil; iç ve dışişlerinde büyük yarar sağlamışlardı.

Bunların içinden birinin yaşam öyküsü, Polonezköy ile içiçe geçti. 1804'te doğan ve edebiyatı tutkun olan Michal Czajkowski, Paris'te sürgünde bulunan Prens Adam Czartoryski'nin emriyle İstanbul'a gelerek 1941'de Şark Ajansı'nı kurdu. Ajansın amacı, Osmanlı-Leh dostluğunu ve Lehlerdeki ulus bilincini güçlendirmek olduğu kadar, Rus karşıtı çalışmalar yaparak da Polonya'nın kurtuluşuna giden yolun açılmasına yardımcı olmaktı.

Kafkasya'da Rus ordusu askeri olarak zorla savaştırılırken Çerkezlere esir düşen Polonyalıları esir pazarlarıdan para vererek kurtaran Czajkowski, ilerde bir askeri lejyona dönüştürmeyi düşlediği Polonezköy'ü kurmaya karar verdi. Konuyu Prens Czajkowski'ye açtı ve iznini aldı. 1842'de Lazaryen rahiplere ait olan ormalık bir araziyi onlardan kiraladı. 19 Martta bu topraklarda yapılan ilk ev kutsandığında, köyün adı da, Prens Adam Czajkowski'ye ithafen Adampol oldu.

 Köyün oluşumuna yardım eden yalnızca Osmanlı İmparatorluğu değildi. Fransa da politik destek sağlamak amacıyla köyde yaşayanlara Fransız vatandaşlığı vererek onları hukuki koruması altına aldı. Böylece Osmanlı tabiyetinde olmadıklarından Rusların sınır dışı edilme talepleri karşılıksız kalacaktı.

Herkesin evinin kendisinin yaptığı Adampol'de toprak, tek odalı, kestane ağacından direkler üzerine kurulu, damları samandan yapılmış evler çoğalmaya başladı. Taban kırmızı kildi. Bu basit evler, bugünkü Polonezköy'ün temeli oldu.

Adampollülerin yaşamı da, Czajkowski'nin köyle ilgili mücadelesi de romanlarakonu olabilir. Ruslar sürekli olarak Osmanlı İmparatorluğu'ndan Czajkowski'yi sınır dışı etmelerini istediler. Bu girişimleri 1850'de Müslüman olup Mehmet Sadık adını almasına rağmen sürdü.

Adampollülerin düşü, Polonya'nın yeniden özgür olacağı günler geldiğinde, ülkelerine geri dönmekti. Ne var ki, Ignar Kepka dışında hiçbiri Polonya'nın 1918'deki bağımsızlığına kadar yaşamadı.

1853'te başlayan Kırım Savaşı'nda Osmanlı Ordusunun bir parçası olarak, Lehler, Ruslar, Kazaklar ve başka uluslardan gelen Slavlardan oluşan Osmanlı Kazakları'nın başında Mehmed Sadık Paşa vardı. Bu savaştan dönen askerlerin bir bölümü Adampol'e yerleşti.

1861'de Prens Adam Czartoryski'nin ölümünden sonra da PAris'teki Hotel Lambert Grubu'nun İstanbul'daki çalışmaları ve etkisi sürdü. Ancak Mehmed Sadık Paşa ile İstanbul'daki diğer yöneticiler arasında görüş ayrılıkları iyice büyüdü. 1863'te Osmanlı Kazakları'nın komutanlığından azledilmesi, 1866'da da eşi Ludwika Sniadecka'nın ölümü Mehmed Sadık Paşa'yı derinden sarstı.

1873'de kırgın ve yorgun bir adam olarak "yaşlıyken havasını solumak, kemiklerini orada bırakmak" istediği Ukrayna'ya gitti. Son yıllarında Ruslarla kurduğu bağlar nedeniyle Polonyalıların bir bölümü tarafından hain ilan edildi. 1877'de Sultan II.Abdülhamid'in Osmanlı-Rus Savaşı nedeniyle yeniden İstanbul'a çağırdığı Michal Czajkowski, bu çağrıya olumsuz yanıt verdi.

1886'da Ocak ayının dördüncü günü, Michal Czajkowski ya da Türk adıyla Mehmed Sadık Paşa'nın başına dayadığı tabancası, Polonezköy'ün gerçek kurucusunun belleğinden bütün anıları sildi.

Eski Polonezköy evlerinin duvarlarında nasıl Atatürk ile Pilsudski'nin resimleri yanyana idiyse, bugün köyde yapılan her törende de Prens Adam Czartoryski ile Czajkowski'nin resimleri yanyana asılıyor.

ŞAİR ve DİVA

Hayat öyle inanılmaz rastlantılarla doludur ki, olasılık hesaplarının efendisi olan Matematik bile, bazen onun karşısında diz çöker.

27 Mayıs 1956 günü, Nazım Hikmet'le Leyla Gencer'in ilk ve son karşılaşmasında da böyle oldu.

Leyla Gencer, Nazım'la karşılaşmasından bir gece önce, Alexandra Angela Minakowska'nın ülkesinde ilk kez şarkı söylemişti. Alexandra Angela Minekowska'nın yani annesinin !

Zeynep Oral, Leyla Gencer'in saygı uyandıran edasını, başı dik duruşunu, insan ilişkilerindeki duyarlılığını, öğrenme tutkusunu, disiplinli çalışmasını ve inatçılığını annesinden aldığını yazıyor onun hayatını anlattığı "Bir Tutkunun Romanı"nda...

Nazım Hikmet ise, Leyla Gencer ile karşılaştığı gün, cebinde soyadı hanesinde Borzecki yazılı bir Polonya pasaportu taşıyordu. Nazım Hikmet'in büyük dedesi Konstanty Borzecki de Polonyaılıydı.

Borzecki Polonyalı genç bir subayken ülkesinde ayaklanma sonunda bir çok leh askeri gibi işgal altındaki ülkesini terketti ve Osmanlı Ordusu'na katıldı. Yıllar sonra onu herkes Mustafa Celaleddin Paşa olarak tanıyordu. Türk ve Müslüman olmuştu.1869'da Osmanlıların Batılılaşması ve kökleriyle ilgili "Les Turcs Anciens et Modernes" adlı kitabı yazan da oydu; 1876'da Karadağ'da Türk Subayı olarak şehit düşen de...

Nazım Hikmet bir konuşma sırasında, "Zanabubda ı ve kardeşi, işgal altındaki Polonya'da devrimci eylemlere karıştıkları için yargılanacakları sırada, büyük büyük deden İstanbul'a kaçmış" demişti karısı Vera'ya... Kaderin bir cilvesi ki, Nazım da, uzun hapis yıllarının ardından, çok sevdiği memleketinden ve İstanbul'dan kaçmak zorunda kalmıştı. Ve Nazım Hikmet'i "Onur Vatandaşı" kabul eden Polonya Cumhuriyeti, ona pasaport vermişti.

İki büyük sanatçının da, köklerinin bir tarafı Polonyalı, bir tarafı Türk'tü.

Ve bir başka mucizedir ki, Leyla Gencer ve Nazım Hikmet baba evlerinin bulunduğu İstanbul'dan çok uzakta, büyük bir Leh sanatçını, Chopin'in doğduğu evde, Polonya topraklarında karşılaştılar.

Polonezköy Gordon Tepesi Anıt Mezar

Gordon Tepesindeki Anıt Mezar

Polonezköy Mezarlığı'ndaki en ilginç mezar, Gordan Tepesi adı verilen küçük bir tepede yapılmış olan Ludwika Sniadecka'nın mezarıdır. Polonezköy'ün var olmasında kilit rolü oynayan adamın, General Michał Czajkowski'nin ya da diğer adıyla Mehmed Sadık Paşa'nın eşiydi Ludwika Sniadecka.

Mezarın üzerindeki kırık sütun yarım kalmış bir yaşamı çağrıştırsa da, Polonezköylüler Sniadecka'nın bir Katolik olarak ölmediğini, bu sütunun onun inancındaki "kırılma"yı sembolize ettiğini düşündüler.

Śniadecka'nın anıt mezarındaki kitabede şöyle yazıyor. "Śniadeckiler'den / Ludwika / Sadık / Jedrej'in  kızı Jan'ın yeğeni / Osmanlı Ejderlerinin ve Kazaklarının Komutanı General Eşi / 22 Şubat 1866 tarihinde Konstantinopol'de Cihangir'de vefat etmiştir. / Adamköy'de Polonya mezarlığına defnedilmiştir."

Okuyup geçeceğimiz mezar yazıtlarından biri değildir bu. Sıra dışı birine aittir. Üzerinde bir yazar ve devlet adamı, bir hekim ve kimyacı ile bir matematikçi ve gökbilimcinin adlarını taşır. Ve bir şairin yaşadığı kırık bir aşk hikayesini...

13 Temmuz 1898' de Paris'teki bilimler Akedemisin'de Curie'lerin yazdığı bir bildiriyi arkadaşları Henri Becquerel okudu ve insanlık yepyeni bir elementle tanıştı. Curie'ler Polonya ve Polonya halkını onurlandırmak için buldukları elemente "Polonyum" adını verdiler.

Polonyumun bulunmasından yıllar önce, 1808'de, bir başka Polonyalının platinden ayrıştırdığı 44 nolu element, onun koyduğu adla, "Vestium" olarak bilim tarihinde yerini alamadı! Kitapların büyük bölümünde Rutenyum'u 1844'de Karl Kraus'un keşfettiği yazıyor.

Śniadecki, Osann&Berzelius ve Kraus tarafından üç kez keşfedilmesi(!) sözkonusu olan Rutenyum'un durumu bugün bile tartışılan bir konudur. Rutenyum'u ilk bulan kişi, Jedrzej Śniadecki, Polonezköy Mezarlığı'nda yatan Ludwika'nın babasıydı.

Buluşunun onaylanması için St. Petersburg Bilimler Akedemisi ve Paris Ulusal Enstitüsü'ne yaptığı iki başvurudan da olumsuz yanıt gelince, büyük hayal kırıklığı yaşamış ve çalışmalarına uzun süre ara vermiştir.

Jedrzej Śniadecki, Polonya bilim tarihinin en önemli kişilerinden biriydi. Tıp eğitimi almış; fizik, kimya, felsefe, biyoloji ve çocuk eğitimi üzerinde çalışmış; Lehçe kimya terminolojisini ilk o yazmıştı.

Ludwika Śniadecka'nın amcası Jan Śniadecki, ünlü bir matematikçi ve gökbilimciydi. Kocası Michał Czajkowski (Mehmed Sadık Paşa) ise yalnızca bir general değildi, bir yazardı da...

Ludwika onunla evlenmeden önce, Polonya'nın büyük şairlerinden Juliusz Słowacki, Vilna Üniversitesi'nde öğrenciyken Ludwika'ya gönlünü kaptırmıştı. bu karşılıksız aşk, yaşamının sonuna kadar Słowacki'nin yapıtlarında bitmeyen bir tutku olarak gizlendi.

Şairliği Adam Mickiewicz ile kıyaslanan ve onunla büyük bir edebi çekişmeye giren Słowacki, bu öfke nedeniyle Mickiewicz'in bulunduğu yerlerden uzakta durdu. Paris'ten ayrılıp Cenevre'ye gitmesi de bu yüzdendi. Ama Polonyalılar, birbirine küskün iki büyük şairi, öldükleri zaman Krakov'daki Wawel Katedrali'nin kriptosuna yan yana gömdüler. Barıştırmak istercesine...

Ancak az daha Polonezköy Mezarlığı'nda bir mucize gerçekleşecekti! Adam Mickiewicz 1855'de İstanbul'da öldüğünde, Ludwika Śniadecki'nın kocası Michał Czajkowski şairi Polonezköy Mezarlığı'na gömmek istedi. Ama düşüncesini gerçekleştiremedi.

Bu gerçekleşmiş olsaydı, Mickiewicz bugün Krakov'da en büyük edebi rakibi Słowacki'nın yanında değil; İstanbul'da Polonezköy Mezarlığı'nda Słlowacki'nin büyük aşkı Ludwika Sniadecka ile yan yana yatıyor olacaktı!

Kaynakça: Akgün Akova " Ayyıldızın Altındaki Kartal POLONEZKÖY " kitabından.

 

DEVAMI İÇİN TIKLAYIN

x

Hesap Oluştur









Kullanım koşullarını ve Gizlilik sözleşmesini kabul ediyorum.


x

Oturum Aç

Şifremi Unuttum?